Sivil Toplum ve Diyanet-Sen
STK’lar toplumun içinde yaşayan âdeta canlı birer organizmadır. Her zaman ve her yerde ihtiyaca göre şekil almaktadır. Hangi alanda bir noksanlık varsa STK’lar oradaki açığı kapatmak için çabucak organize olmaktadır. İmkân ve ihtiyaç sahiplerini buluşturdukları için denge sağlama görevini üstlendikleri söylenebilir.
Sivil Toplum ve Kurumsallaşma
Sivil toplum, resmî kurumların dışında ortak bir gaye için bir araya gelmiş insan topluluklarını ifade etmektedir. STK’lar ise sivil toplum tarafından oluşturulmuş; dernek, vakıf, cemiyet, kulüp, sendika, federasyon vb. yapılar şeklinde kurumsallaşmış örgütlü toplumsal oluşumlardır.
STK’lar, genellikle bir hak savunuculuğu veya toplumsal bir sorunun giderilmesi için kurulmuş, belirli bir amacı gerçekleştirmeye odaklı yapılardır. Hayatta karşılaşılan bir sorunun çözümü veya şartların daha iyi hâle getirilmesi için profesyonel ve gönüllü insanların gayretleri ile hareket etmektedir.
Dünya Tarihinde Sivil Oluşumların Kökeni
Dünyadaki sivil oluşumların dinî oluşumların öncülüğünde başladığı söylenebilir. Toplumsal olaylara karşı din adamları ve beraberindeki gönüllülerin müdahil olmaları, dinî oluşumların sivil bir yapı taşıdığını göstermektedir.
Batı dünyasındaki sivil oluşumlarda dikkat çeken özelliklerin başında maddiyat meselesi gelmektedir. Bir taraftan fakir insanların kaygılarını gidermek için bir araya gelinirken diğer taraftan zenginlerin mal varlıklarını korumaya dönük mücadeleler görülmektedir. Kiliselerin, manevi ihtiyaçları karşılama yönüyle sivil bir örgütlenme alanı oluşturduğu da ifade edilebilir.
Türkiye’de Sivil Toplumun Gelişim Süreci
Türkiye’de vakıf kurumu Osmanlı döneminde faal olarak yürüse de vakıflar sivil toplum kuruluşu olma özelliğinden ziyade bir özelliğe sahiptiler. Türkiye’de sivil toplumun etkili olmaya başlaması 1950’lerden sonraki çok partili sisteme geçişle ve dünyadaki gelişmelerle paralel ilerlemiştir. Gönüllülük bilincinin artmasıyla eğitimden yardıma, spordan sanata, teknolojiden dezavantajlı gruplara kadar pek çok alanda çalışmalar görünür hâle gelmiştir.
Derneklerden sendikalara kadar geniş bir yelpazede sivil toplum yapısı Türkiye’de faaliyetlerini sürdürmüş olsa da; bazı sivil görünümlü dernekler ve yapılar toplumsal faydadan ziyade statükocu yapının inşasında görev almışlardır; başörtüsü yasağı, sözde demokratikleşme masallarını halka dayatan tarafta yer almışlardır. Meşru hükümetin devrilmesinde başat rol oynamışlardır(Erbakan hükümeti).
90’lı yılların sonuna doğru bu gidişe dur demek üzere Memur-Sen kurulmuş alanda teşkilatlanma çalışmaları hız kazanmıştır. Diyanet-Sen de o dönemde henüz Din-Gör-Sen ve Din-Bir-Sen adı altında iki yapı iken birleşme kongresi ile Diyanet-Sen adı altında birleşmiştir. Dünyanın ilk din görevlisi sendikası olarak onlarca kazanıma imza atmış; sosyal alanda da ciddi faaliyetler yürütmüştür.
Geldiğimiz noktada 89.026 üye sayısı ile açık ara yetkili olan Diyanet-Sen, masanın güçlü sesi olmanın yanında; alanda da sosyal olaylara yönelik çalışmalarında merkezinde olmuştur. Büyük aile platformu, Filistin Destek Platformu gibi birçok oluşumda ön sıralarda yer alarak hakkı haykırmıştır.
Diyanet-Sen büyük bir aile olarak kendi gündemini oluşturarak gündeme yön vermiştir. Çıkardığı Din ve Toplum, Vakıf ve Toplum, Kadın ve Toplum dergileriyle; Çalıştay, panel ve sohbet programlarıyla ve bu programların kitaplaştırılmasıyla çalışma ve düşün hayatına katkıda bulunmaya devam etmektedir.
Diyanet-Sen ailesi gücünün farkındadır ve bu gücü doğru kullanmada isabetli çalışmalar yapmaya devam etmektedir. Başarıyı getiren yalnızca güç değildir, o gücün doğru kullanılması da başarının ölçüsüdür.
